Hangi Gıda Ürünleri
UV ışık altında floresans yapan mikotoksinler geniş bir yelpazedeki gıda ürünlerinde bulunabilir.
Mikotoksinler
Ultraviyole ışık altında floresans gösteren mikotoksinler
AflaSpot
Kuru İncirde Yeni Nesil Aflatoksin Tespiti
Mikotoksinler ile
Mücadele
Kuru incirde mikotoksin üreten küf mantarları ile mücadele

Klasik UV Floresan Tüpler
18 watt gücündeki 120cm boyunda bir floresan tüp gücünün üçte biri oranında UVA, UVB ve UVC ışını üretir. 6 watt gücündeki UVA ışınları woods filtresini geçerek dışarıya yayılırken bu ışınların %25’i yani 1.5 watt gücündeki UVA ışını bant üstündeki hedef ürüne ulaşabilir. Kalan 12 watt gücündeki UVB ve UVC ışınları woods filtresine takılarak tüp içerisinde kalırken tüp dışına çıkmayı başaran 4.5watt gücündeki UVA ışınları yayınım yönü sebebi ile hedef ürüne ulaşmaz. Tüm bu sebepler ile ısınma ve verim kaybı gerçekleşir. Zamanla ısınan woods filtresi bu ışınları da geçirmeye başlar ve bu durumda insan sağlığı açısından oldukça tehlikeli olan UVB ve UVC ışınları tüp dışına çıkmaya başlayabilir.
Yeni teknoloji Yüksek Enerjili UVA LED
LED’lerin Temel Çalışma Prensibi
LED (Light Emitting Diode), yani “Işık Yayan Diyot”, yarı iletken malzemelerden yapılmış bir elektronik bileşendir. Elektrik akımı bu yarı iletken malzemeden geçtiğinde, içindeki elektronlar ve “elektron boşlukları” (elektronun bıraktığı pozitif yüklü boşluklar) birleşerek enerji açığa çıkarır. Bu açığa çıkan enerji, belirli bir dalga boyunda fotonlar yani ışık olarak yayılır.
Yayılan ışığın dalga boyu (ve dolayısıyla rengi), LED’in yapıldığı yarı iletken malzemenin türüne bağlıdır. Farklı yarı iletken bileşikler, farklı enerji bant aralıklarına sahiptir ve bu da yayılan ışığın rengini belirler.
LED Lambaların UV-A Üretimi
LED’ler UV-A ışığı üretmek için iki ana yöntem kullanır:
Doğrudan UV-A Yayan LED’ler (Ultraviyole LED’ler):
Bu, en yaygın ve doğrudan yöntemdir. Bu tür LED’ler, Galyum Nitrür (GaN) ve İndiyum Galyum Nitrür (InGaN) gibi özel yarı iletken malzemelerin kombinasyonlarıyla üretilir.
Bu malzemeler, elektronik yapıları gereği, elektrik akımı uygulandığında doğrudan UV-A spektrumunda (315−400 nm) fotonlar yayacak şekilde tasarlanmıştır. Bu LED’ler, morötesi ışığı doğrudan üreten, gözle görülemeyen, hafif mor bir parlama yayabilirler.
Avantajı: Yüksek verimlilikle doğrudan istenen UV-A dalga boyunu üretirler. Floresan lambalardaki gibi cıva veya özel fosfor kaplamalara ihtiyaç duymazlar. Altın iletim hatları sayesinde elektrik direnci minimum seviyededir. Gümüş soğutma zemini ile yarıiletkende oluşan yüksek ısı enerjisi doğrudan bağlantı zeminine aktarılır.
Özetle Fark
Geleneksel floresan UV lambaları cıva buharını uyararak UV-C üretir ve ardından bir fosfor kaplama ile bunu UV-A’ya dönüştürür. LED lambalar ise, doğru yarı iletken malzeme seçimi sayesinde elektriksel enerjiyi doğrudan ve verimli bir şekilde UV-A fotonlarına dönüştürür. Bu, LED UV-A lambaları daha kompakt, daha enerji verimli ve cıva içermedikleri için daha çevre dostu hale getirir.

İnsan Sağlığı Açısından Hangisi Daha Tehlikeli?

İnsan sağlığı açısından değerlendirildiğinde, incirdeki aflatoksin tespitinde kullanılan karanlık odalarda bulunan UV-A yayan floresan lambalar, yeni nesil LED’lere göre potansiyel olarak daha tehlikelidir.
İşte nedenleri:
Cıva İçeriği: UV-A yayan floresan lambaların en büyük dezavantajı ve tehlike kaynağı, içerdikleri cıvadır. Cıva, solunması veya yutulması halinde toksik olan ağır bir metaldir. Lamba kırıldığında, cıva buharı veya cıva bileşikleri havaya karışabilir veya yüzeylere yayılabilir. Bu durum, özellikle kapalı alanlarda ciddi sağlık riski oluşturabilir. LED’ler ise cıva içermez.
Kontrol Edilmeyen Spektrum: Floresan lambaların üretim sürecinde, UVA ışığına dönüşmeyen küçük miktarda UV-B ve hatta UV-C ışığı da üretilebilir. Bu kısa dalga boylu UV ışınları (UV-B ve özellikle UV-C), UVA’dan çok daha zararlıdır çünkü daha yüksek enerjiye sahiptirler ve cilt hücrelerine ve gözlere daha ciddi hasar verebilirler. Kaliteli filtreler bu ışınların dışarı çıkmasını engellese de, düşük kaliteli veya hasarlı lambalarda risk oluşabilir. UVA LED’ler ise genellikle çok spesifik olarak UVA dalga boyu aralığı yayacak şekilde tasarlanmıştır ve UV-B/UV-C riski çok daha düşüktür.
Filtrasyon Kalitesi: Floresan UVA lambaların dış camının mor renkte olması veya Wood’s camı gibi özel bir filtreye sahip olması, daha zararlı UV-B ve UV-C ışınlarının dışarı çıkmasını engellemeyi amaçlar. Ancak bu filtrenin kalitesi veya zamanla bozulması durumunda, istenmeyen zararlı UV ışınları sızabilir. LED’ler doğrudan UVA yaydığı için bu tür bir filtrasyon riskine sahip değildir.
Enerji Yoğunluğu ve Odaklama: Yüksek güçlü LED UVA lambalar, ışığı çok dar bir alana odaklayabilme yeteneğine sahiptir. Bu, aşırıya kaçan maruziyette belirli bir cilt veya göz bölgesine yüksek dozda UVA vermesi potansiyelini taşır. Ancak genel kullanımda ve doğru şekilde kullanıldığında bu risk yönetilebilir. Floresan lambalar daha dağınık bir ışık yayar.
Sonuç olarak:
UVA yayan floresan lambalar: Cıva içermeleri ve potansiyel olarak daha zararlı UV-B/UV-C ışınlarını sızdırma riskleri nedeniyle genel olarak daha tehlikeli kabul edilebilir.
UVA yayan LED lambalar: Cıva içermezler ve genellikle daha kontrollü bir UVA spektrumu yayarlar. Bu nedenle, doğru kullanıldıklarında ve gözle doğrudan temastan kaçınıldığında, floresan muadillerine göre daha güvenli bir seçenektirler.
Ultraviyole ışık altında floresans gösteren mikotoksinler
Mikotoksinlerin moleküler yapıları, UV ışık enerjisini emip daha düşük enerjili, daha uzun dalga boylu (genellikle görünür spektrumda) ışık olarak yeniden yaymalarına olanak tanıyan konjuge çift bağ sistemleri ve aromatik halkalar içerir. Bu olaya floresans denir. Bu özellik, özellikle aflatoksinlerin hızlı ve nispeten ucuz bir şekilde taranması için sahada veya laboratuvarlarda kullanılmalarını sağlar.

Aflatoksinler
Aflatoksinler: Bunlar, özellikle Aspergillus flavus ve Aspergillus parasiticus gibi mantarlar tarafından üretilen en bilinen ve en tehlikeli mikotoksinlerdir.
Aflatoksin B1 (AFB1), B2 (AFB2), G1 (AFG1), G2 (AFG2): Bu dört ana aflatoksin türü, UV ışık altında mavi (B1, B2) veya yeşil (G1, G2) floresans gösterir. Bu özellik, aflatoksinlerin kalitatif (niteliksel) ve yarı-kantitatif (yarı-niceliksel) tespiti için yaygın olarak kullanılır. Özellikle B1, en toksik olanıdır ve güçlü mavi floresans sergiler.
Aflatoksin M1 (AFM1): Süt ve süt ürünlerinde bulunan bir metabolit olup, UV ışık altında mavi-mor arası bir floresans gösterir.

Okratoksinler
Aspergillus ve Penicillium türleri tarafından üretilir. En önemlisi Okratoksin A (OTA)‘dır. UV ışık altında genellikle mavi-yeşil floresans gösterir.

Fumonisinler
Fusarium türleri tarafından üretilir. Doğal hallerinde genellikle güçlü bir floresans göstermezler, ancak belirli kimyasal reaksiyonlara sokulduktan (derivatizasyon) sonra UV ışık altında floresans gösterebilirler. Bu nedenle, laboratuvar ortamında tespitlerinde bu yöntem kullanılır.

Zearalenon
Fusarium türleri tarafından üretilir. UV ışık altında genellikle mavi-yeşil floresans gösterir.

Deoksinivalenol (DON – Vomitoksin)
Fusarium türleri tarafından üretilir. Fumonisinler gibi, doğal halinde güçlü floresans göstermez, ancak derivatizasyon sonrası UV ışık altında floresans verebilir.
Hangi Gıda Ürünleri
UV ışık altında floresans yapan mikotoksinler, geniş bir yelpazedeki gıda ürünlerinde bulunabilir. Bu mikotoksinlerin varlığı, ürünün depolanma koşulları, iklim, hasat sonrası uygulamalar ve diğer çevresel faktörlere bağlıdır.
Başlıca gıda ürünleri ve ilişkili mikotoksinler şunlardır:
Tahıllar (Mısır, Buğday, Arpa, Pirinç, Yulaf vb.):
Aflatoksinler: En sık mısır, yer fıstığı, pamuk tohumu, fındık ve bazı baharatlarda bulunur. Bu tahıllar ve yağlı tohumlar, özellikle nemli ve sıcak iklimlerde Aspergillus türlerinin büyümesine elverişlidir.
Okratoksin A: Özellikle arpa, buğday, yulaf gibi tahıllar ve türetilmiş ürünlerinde (ekmek, bira) bulunabilir.
Fumonisinler: Başlıca mısırda bulunur ve mısırdan elde edilen ürünler (mısır unu, mısır gevreği) için risk oluşturur. Derivatizasyon sonrası floresans gösterirler.
Zearalenon: Buğday, arpa ve mısır gibi tahıllarda görülebilir.
Deoksinivalenol (DON): Özellikle buğday ve mısırda yaygındır. Derivatizasyon sonrası floresans gösterebilir.
Kuru Meyveler (İncir, Üzüm, Kayısı vb.):
Aflatoksinler: Özellikle incir ve hurma gibi kuru meyvelerde bulunabilir.
Yağlı Tohumlar (Yer Fıstığı, Fındık, Badem, Antep Fıstığı vb.):
Aflatoksinler: Bu ürünler aflatoksin kontaminasyonu açısından yüksek risk taşır.
Baharatlar (Kırmızı Biber, Karabiber vb.):
Aflatoksinler: Bazı baharatlarda, özellikle uygunsuz koşullarda depolandıklarında aflatoksin kontaminasyonu görülebilir.
Okratoksin A: Bazı baharatlarda da bulunabilir.
Kahve ve Kakao Çekirdekleri:
Okratoksin A: Özellikle kahve çekirdeklerinde ve daha az oranda kakao çekirdeklerinde bulunabilir.
Süt ve Süt Ürünleri:
Aflatoksin M1 (AFM1): Hayvan yemindeki aflatoksin B1’in metabolize olması sonucu süte geçen bir metabolittir. Bu nedenle süt ve süt ürünlerinde AFM1 bulunabilir.

Kuru İncirde Yeni Nesil Aflatoksin Tespiti
Kuru incirde aflatoksin kontaminasyonu ciddi riskler taşır. Geleneksel tespit yöntemleri genellikle karanlık oda gibi kısıtlı ve kapalı ortamlar gerektirirken, AflaSpot bu soruna yenilikçi bir çözüm sunuyor.
AflaSpot, incirlerinizdeki aflatoksini gün ışığı altında ve güvenilir bir şekilde tespit etmenizi sağlayan çığır açan bir teknolojidir. Aydınlık Ortamda Tespit: Artık karanlık odalara ihtiyaç duymadan, mevcut üretim veya depolama alanlarınızda aflatoksin tespiti yapabilirsiniz. AflaSpot, 365nm dalgaboyunda yüksek güçte yayınım yaparak incir üzerindeki aflatoksinin net bir şekilde
görünmesini sağlar.
Üretim Hattına Tam Entegrasyon: Suya dayanıklı (IP65 korumalı ) alüminyum soğutma gövdesi ve uzun ömürlü LED teknolojisi sayesinde AflaSpot, konveyör bantlar üzerinde doğrudan kullanıma uygundur. Bu sayede, incirlerinizi ayıklama veya kontrol süreçlerinizi aksatmadan entegre edebilirsiniz.
Yüksek Verimlilik : 98cm’lik spot boyu ile geniş bir alanı tek seferde tarayabilir, yüksek ışık akısı (2000-2320 Lümen) ile etkin bir kontrol imkanı sunar.
Kullanım Kolaylığı: Basit bağlantı tipi (Sd16 Su geçirmez Konnektör) ve geniş çalışma sıcaklığı aralığı (-10 C⁰ ~ +50 C⁰) ile her koşulda kolay kurulum ve kullanım sunar.
Mikotoksinlerin gelişmesine ve üremesine sebep olan etkenler
Temelde küflerin (fungusların) büyümesi ve toksin üretimi için uygun koşulların oluşmasıyla ilgilidir. Bu etkenler genellikle karmaşık bir şekilde birbiriyle etkileşime girer. Başlıca faktörler şunlardır.
Bu faktörlerin bir veya birkaçının bir araya gelmesi, mikotoksin üreten küflerin gelişmesi ve tehlikeli seviyelerde toksin üretmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle, mikotoksin kontaminasyonunu önlemek için gıda zincirinin her aşamasında (tarladan sofraya) dikkatli kontrol ve yönetim stratejileri uygulanması büyük önem taşır.
İklimsel Faktörler
Sıcaklık: Çoğu mikotoksin üreten küf türü, belirli sıcaklık aralıklarında en iyi şekilde gelişir. Genellikle 20-30°C arası sıcaklıklar idealdir, ancak türlere göre bu aralık değişebilir. Yüksek sıcaklıklar, ürünlerin depolanma sırasında hızla bozulmasına ve küf gelişimine zemin hazırlayabilir
Nem/Su Aktivitesi (aw)
Mikotoksin üretimi için en kritik faktörlerden biridir. Küfler, büyümek ve toksin üretmek için belirli bir seviyede suya ihtiyaç duyarlar. Yüksek bağıl nem (%70’in üzeri) veya ürünlerin yüksek su aktivitesi (genellikle 0.70’in üzeri), küf gelişimini teşvik eder. Hasat öncesi ve sonrası yağışlar, ürünlerin nem oranını artırarak riski yükseltir.
Kuraklık Stresi
Bazı durumlarda, bitkilerin kuraklık stresi altında kalması, küflerin bitkiye bulaşmasını ve toksin üretmesini artırabilir. Örneğin, mısırda aflatoksin oluşumu, bitkinin kuraklık nedeniyle zayıfladığı dönemlerde artabilir.
Hasat Öncesi Faktörler
Bitki Stresi: Bitkilerin hastalık, böcek zararlıları, kuraklık veya besin eksikliği gibi stres faktörleriyle karşılaşması, küf enfeksiyonlarına karşı direncini azaltabilir.
Toprak ve Ekim Koşulları: Topraktaki mikotoksin üreten küf sporlarının yoğunluğu ve ekim zamanlaması da etkili olabilir.
Mantar Aşılaması: Mantarların sporlarının rüzgar, böcekler veya bulaşık ekipmanlarla tarlalara yayılması.
Hasat ve Hasat Sonrası Faktörler
Hasat Zamanı ve Yöntemi: Ürünlerin çok geç veya uygun olmayan yöntemlerle hasat edilmesi, fiziksel hasara ve küf bulaşmasına yol açabilir.
Kurulama: Ürünlerin hasattan sonra yeterince ve hızlı bir şekilde kurutulmaması, yüksek nem içeriği nedeniyle küf gelişimi için ideal bir ortam yaratır.
Depolama Koşulları: En önemli faktörlerden biridir. Yüksek Nem ve Sıcaklık: Depolama alanının yüksek nem ve sıcaklıkta olması küf üremesini teşvik eder.
Yetersiz Havalandırma: Hava sirkülasyonunun yetersiz olması, nemin birikmesine ve sıcaklık dalgalanmalarına neden olarak küf gelişimini hızlandırır.
Böcek ve Kemirgen İstilası: Bu zararlılar, ürünlere fiziksel zarar vererek küf sporlarının girişini kolaylaştırabilir.
Çapraz Bulaşma: Temiz ürünlerin kontamine olmuş ürünlerle veya yüzeylerle teması
Ürünün Kendisiyle İlgili Faktörler
Duyarlılık: Her gıda ürünü, mikotoksin oluşumuna farklı derecelerde duyarlıdır. Örneğin, mısır ve yer fıstığı aflatoksinlere karşı daha hassastır.
Fiziksel Hasar: Hasat veya işleme sırasında oluşan fiziksel hasarlar (çatlaklar, ezikler), küflerin ürüne girişini kolaylaştırır.
Hakkımızda
Topraklarımızın bize sunduğu incir, kayısı, üzüm gibi değerli ürünlere değer katmak amacıyla yola çıkmış, yenilikçi bir firmayız.
Kuru meyve sektörüne ilk adımlarımızı, bu eşsiz ürünleri en doğru şekilde işleyecek ve değerlendirecek makineler üreterek attık. Yüksek kalitede üretime olan sarsılmaz bağlılığımızla, kendimizi sürekli geliştirerek, deneyimler biriktirerek ve çalışma yöntemlerimizi daima yenileyerek;
Bugün, “YucebasFood” olarak, kuru meyve sektöründe çığır açan bir değer yarattık ve sektöre yepyeni teknolojiler kazandırmaya devam ediyoruz.
Uygulamalar
Mikotoksinleri göstermek için UV ışık kullanımı, özellikle aflatoksinler başta olmak üzere bazı mikotoksinlerin karakteristik floresans özelliklerinden yararlanır. Bu yöntem, mikotoksinlerin varlığını hızlı ve pratik bir şekilde belirlemek için çeşitli alanlarda yaygın olarak kullanılır. İşte UV ışığın mikotoksin tespiti için başlıca kullanım alanları

Gıda ve Yem Güvenliği
Hızlı Tarama ve Ön Eleme: Gıda ve yem endüstrisinde, hammadde (tahıllar, yağlı tohumlar, kuru meyveler vb.) ve son ürünlerde aflatoksin kontaminasyonunu hızlı bir şekilde taramak için kullanılır. UV ışığı altında tipik mavi veya yeşil floresansın gözlenmesi, potansiyel bir soruna işaret eder ve daha ileri laboratuvar analizleri gerektirir.
Saha Testleri: Özellikle hasat sonrası ve depolama aşamalarında, çiftçiler, depocular ve gıda işleyicileri tarafından ürünlerin ilk kontrolü için portatif UV lambaları kullanılabilir. Bu, kontamine olmuş partilerin ayrılmasına ve daha fazla işlenmesinin önlenmesine yardımcı olur.
Kalite Kontrol: Gıda üretim tesislerinde, kalite kontrol süreçlerinin bir parçası olarak, belirli ürünlerin (örneğin kuruyemişler, baharatlar) UV ışığı altında incelenmesi, mikotoksin riski taşıyanların belirlenmesine yardımcı olur.
İhracat ve İthalat Kontrolleri: Uluslararası ticarette, gıda ve yem ürünlerinin mikotoksin içeriği yasal düzenlemelere tabidir. UV ışık taraması, sınır kontrollerinde hızlı bir ön değerlendirme aracı olarak kullanılabilir.

Tarım
Hasat Öncesi Kontroller : Tarlalarda bazı durumlarda, özellikle aflatoksin riski yüksek ürünlerde (örneğin mısır tarlalarında kurumuş koçanlar), UV ışığı ile yapılan incelemeler, potansiyel kontaminasyon alanlarını belirlemede yardımcı olabilir. Ancak bu, bitki örtüsü ve diğer faktörler nedeniyle her zaman kolay ve güvenilir bir yöntem değildir.
Depolanan Ürünlerin İzlenmesi: Depolanan tahılların ve diğer tarım ürünlerinin düzenli olarak UV ışığı altında kontrol edilmesi, küf gelişimini ve potansiyel mikotoksin oluşumunu erken aşamada tespit etmeye yardımcı olur.

Araştırma ve Laboratuvar Analizleri
Kalitatif ve Yarı-Kantitatif Tespit: UV ışık altında floresansın gözlenmesi, mikotoksinlerin varlığını gösteren kalitatif (var/yok) bir bilgi sağlar. Floresansın yoğunluğu, yarı-kantitatif (yaklaşık miktar) bir değerlendirme için kullanılabilir, ancak kesin ölçümler için daha hassas yöntemler gereklidir.
Kromatografik Tekniklerle Kombinasyon: İnce tabaka kromatografisi (TLC) gibi tekniklerle ayrılan mikotoksinlerin UV ışığı altında görüntülenmesi, tanımlama ve yarı-kantitatif analiz imkanı sunar.
Yapay Ortamda Küf Çalışmaları: Laboratuvar ortamında farklı küf türlerinin büyümesi ve mikotoksin üretimi üzerine yapılan çalışmalarda, UV ışığı, üretilen toksinlerin varlığını görselleştirmek için kullanılabilir.
İletişim
Yücebaş Dış Ticaret Gıda San. A.Ş.
Referanslar
Hatlarında Aflaspot kullanarak üretimlerinde aflatoksin kontrolüne önem veren müşterilerimiz

















